📖 Cüz 30
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
Okunuş
`amme yetesâelûn.
Meal (Diyanet)
Neyi soruşturuyorlar?
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
2
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
Okunuş
`ani-nnebei-l`ażîm.
Meal (Diyanet)
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
3
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
Okunuş
elleẕî hum fîhi muḫtelifûn.
Meal (Diyanet)
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
4
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Okunuş
kellâ seya`lemûn.
Meal (Diyanet)
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
5
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Okunuş
ŝumme kellâ seya`lemûn.
Meal (Diyanet)
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
6
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا
Okunuş
elem nec`ali-l'arda mihâdâ.
Meal (Diyanet)
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
7
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا
Okunuş
velcibâle evtâdâ.
Meal (Diyanet)
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
8
وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا
Okunuş
veḫalaknâkum ezvâcâ.
Meal (Diyanet)
Sizi çift çift yarattık;
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
9
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا
Okunuş
vece`alnâ nevmekum subâtâ.
Meal (Diyanet)
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
10
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا
Okunuş
vece`alne-lleyle libâsâ.
Meal (Diyanet)
Geceyi bir örtü yaptık;
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
11
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا
Okunuş
vece`alne-nnehâra me`âşâ.
Meal (Diyanet)
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
12
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا
Okunuş
vebeneynâ fevkakum seb`an şidâdâ.
Meal (Diyanet)
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
13
وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا
Okunuş
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
Meal (Diyanet)
Parlak ışık veren güneşi varettik;
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
14
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا
Okunuş
veenzelnâ mine-lmu`sirâti mâen ŝeccâcâ.
Meal (Diyanet)
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
15
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا
Okunuş
linuḫrice bihî habbev venebâtâ.
Meal (Diyanet)
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
16
وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا
Okunuş
vecennâtin elfâfâ.
Meal (Diyanet)
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
17
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا
Okunuş
inne yevme-lfasli kâne mîkâtâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
18
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا
Okunuş
yevme yunfeḫu fi-ssûri fete'tûne efvâcâ.
Meal (Diyanet)
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
19
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا
Okunuş
vefutihati-ssemâu fekânet ebvâbâ.
Meal (Diyanet)
Gökler kapı kapı açılacaktır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
20
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
Okunuş
vesuyyirati-lcibâlu fekânet serâbâ.
Meal (Diyanet)
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
21
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا
Okunuş
inne cehenneme kânet mirsâdâ.
Meal (Diyanet)
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
22
لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا
Okunuş
littâğîne meâbâ.
Meal (Diyanet)
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
23
لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا
Okunuş
lâbiŝîne fîhâ ahkâbâ.
Meal (Diyanet)
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
24
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا
Okunuş
lâ yeẕûkûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.
Meal (Diyanet)
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
25
إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا
Okunuş
illâ hamîmev veğassâkâ.
Meal (Diyanet)
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
26
جَزَآءًۭ وِفَاقًا
Okunuş
cezâev vifâkâ.
Meal (Diyanet)
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
27
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا
Okunuş
innehum kânû lâ yercûne hisâbâ.
Meal (Diyanet)
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
28
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا
Okunuş
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
Meal (Diyanet)
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
29
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا
Okunuş
vekulle şey'in ahsaynâhu kitâbâ.
Meal (Diyanet)
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
30
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
Okunuş
feẕûkû felen nezîdekum illâ `aẕâbâ.
Meal (Diyanet)
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
31
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
Okunuş
inne lilmuttekîne mefâzâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
32
حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا
Okunuş
hadâika vea`nâbâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
33
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا
Okunuş
vekevâ`ibe etrâbâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
34
وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا
Okunuş
veke'sen dihâkâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
35
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا
Okunuş
lâ yesme`ûne fîhâ lağvev velâ kiẕẕâbâ.
Meal (Diyanet)
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
36
جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا
Okunuş
cezâem mir rabbike `atâen hisâbâ.
Meal (Diyanet)
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
37
رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا
Okunuş
rabbi-ssemâvâti vel'ardi vemâ beynehume-rrahmâni lâ yemlikûne minhu ḫitâbâ.
Meal (Diyanet)
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
38
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا
Okunuş
yevme yekûmu-rrûhu velmelâiketu saffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehu-rrahmânu vekâle savâbâ.
Meal (Diyanet)
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
39
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
Okunuş
ẕâlike-lyevmu-lhakk. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.
Meal (Diyanet)
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
سُورَةُ النَّبَإِ
· Nebe Suresi
40
إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
Okunuş
innâ enẕernâkum `aẕâben karîbâ. yevme yenżuru-lmeru mâ kaddemet yedâhu veyekûlu-lkâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ.
Meal (Diyanet)
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا
Okunuş
vennâzi`âti ğarkâ.
Meal (Diyanet)
Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
2
وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا
Okunuş
vennâşitâti neştâ.
Meal (Diyanet)
Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
3
وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا
Okunuş
vessâbihâti sebhâ.
Meal (Diyanet)
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
4
فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا
Okunuş
fessâbikâti sebkâ.
Meal (Diyanet)
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
5
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا
Okunuş
felmudebbirâti emrâ.
Meal (Diyanet)
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
6
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
Okunuş
yevme tercufu-rrâcifeh.
Meal (Diyanet)
O gün bir sarsıntı sarsar.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
7
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
Okunuş
tetbe`uhe-rrâdifeh.
Meal (Diyanet)
Peşinden bir diğeri gelir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
8
قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ
Okunuş
kulûbuy yevmeiẕiv vâcifeh.
Meal (Diyanet)
O gün kalbler titrer.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
9
أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ
Okunuş
ebsâruhâ ḫâşi`ah.
Meal (Diyanet)
İnsanların gözleri yere döner.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
10
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ
Okunuş
yekûlûne einnâ lemerdûdûne fi-lhâfirah.
Meal (Diyanet)
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
11
أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ
Okunuş
eiẕâ kunnâ `iżâmen neḫirah.
Meal (Diyanet)
"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
12
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ
Okunuş
kâlû tilke iẕen kerratun ḫâsirah.
Meal (Diyanet)
Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
13
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ
Okunuş
feinnemâ hiye zecratuv vâhideh.
Meal (Diyanet)
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
14
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
Okunuş
feiẕâ hum bissâhirah.
Meal (Diyanet)
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
15
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
Okunuş
hel etâke hadîŝu mûsâ.
Meal (Diyanet)
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
16
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
Okunuş
iẕ nâdâhu rabbuhû bilvâdi-lmukaddesi tuvâ.
Meal (Diyanet)
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
17
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
Okunuş
iẕheb ilâ fir`avne innehû tağâ.
Meal (Diyanet)
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
18
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
Okunuş
fekul hel leke ilâ en tezekkâ.
Meal (Diyanet)
"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
19
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
Okunuş
veehdiyeke ilâ rabbike fetaḫşâ.
Meal (Diyanet)
"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
20
فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
Okunuş
feerâhu-l'âyete-lkubrâ.
Meal (Diyanet)
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
21
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
Okunuş
fekeẕẕebe ve`asâ.
Meal (Diyanet)
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
22
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
Okunuş
ŝumme edbera yes`â.
Meal (Diyanet)
Geri dönüp yürüdü.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
23
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Okunuş
fehaşera fenâdâ.
Meal (Diyanet)
Adamlarını toplayıp seslendi:
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
24
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ
Okunuş
fekâle ene rabbukumu-l'a`lâ.
Meal (Diyanet)
"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
25
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ
Okunuş
feeḫaẕehu-llâhu nekâle-l'âḫirati vel'ûlâ.
Meal (Diyanet)
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
26
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ
Okunuş
inne fî ẕâlike le`ibratel limey yaḫşâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
27
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا
Okunuş
eentum eşeddu ḫalkan emi-ssemâu. benâhâ.
Meal (Diyanet)
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
28
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
Okunuş
rafe`a semkehâ fesevvâhâ.
Meal (Diyanet)
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
29
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
Okunuş
veağtaşe leylehâ veaḫrace duhâhâ.
Meal (Diyanet)
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
30
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
Okunuş
vel'arda ba`de ẕâlike dehâhâ.
Meal (Diyanet)
Ardından yeri düzenlemiştir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
31
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
Okunuş
aḫrace minhâ mâehâ vemer`âhâ.
Meal (Diyanet)
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
32
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
Okunuş
velcibâle ersâhâ.
Meal (Diyanet)
Dağları yerleştirmiştir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
33
مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
Okunuş
metâ`al lekum velien`âmikum.
Meal (Diyanet)
Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
34
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ
Okunuş
feiẕâ câeti-ttâmmetu-lkubrâ.
Meal (Diyanet)
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
35
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ
Okunuş
yevme yeteẕekkeru-l'insânu mâ se`â.
Meal (Diyanet)
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
36
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
Okunuş
veburrizeti-lcehîmu limey yerâ.
Meal (Diyanet)
Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
37
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
Okunuş
feemmâ men tağâ.
Meal (Diyanet)
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
38
وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Okunuş
veâŝera-lhayâte-ddunyâ.
Meal (Diyanet)
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
39
فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Okunuş
feinne-lcehîme hiye-lme'vâ.
Meal (Diyanet)
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
40
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ
Okunuş
veemmâ men ḫâfe mekâme rabbihî venehe-nnefse `ani-lhevâ.
Meal (Diyanet)
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
41
فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Okunuş
feinne-lcennete hiye-lme'vâ.
Meal (Diyanet)
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
42
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا
Okunuş
yes'elûneke `ani-ssâ`ati eyyâne mursâhâ.
Meal (Diyanet)
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
43
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ
Okunuş
fîme ente min ẕikrâhâ.
Meal (Diyanet)
Nerde senden onu anlatması?
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
44
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ
Okunuş
ilâ rabbike muntehâhâ.
Meal (Diyanet)
Onun bilgisi Rabbine aittir.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
45
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا
Okunuş
innemâ ente munẕiru mey yaḫşâhâ.
Meal (Diyanet)
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.
سُورَةُ النَّازِعَاتِ
· Nâziât Suresi
46
كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا
Okunuş
keennehum yevme yeravnehâ lem yelbeŝû illâ `aşiyyeten ev duhâhâ.
Meal (Diyanet)
Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
Okunuş
`abese vetevellâ.
Meal (Diyanet)
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
2
أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
Okunuş
en câehu-l'a`mâ.
Meal (Diyanet)
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
3
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
Okunuş
vemâ yudrîke le`allehû yezzekkâ.
Meal (Diyanet)
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
4
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
Okunuş
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahu-ẕẕikrâ.
Meal (Diyanet)
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
5
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
Okunuş
emmâ meni-stağnâ.
Meal (Diyanet)
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
6
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
Okunuş
feente lehû tesaddâ.
Meal (Diyanet)
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
7
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
Okunuş
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
Meal (Diyanet)
Arınmak istememesinden sana ne?
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
8
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
Okunuş
veemmâ men câeke yes`â.
Meal (Diyanet)
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
9
وَهُوَ يَخْشَىٰ
Okunuş
vehuve yaḫşâ.
Meal (Diyanet)
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
10
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
Okunuş
feente `anhu telehhâ.
Meal (Diyanet)
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
11
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ
Okunuş
kellâ innehâ teẕkirah.
Meal (Diyanet)
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
12
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Okunuş
femen şâe ẕekerah.
Meal (Diyanet)
Dileyen onu öğüt kabul eder.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
13
فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ
Okunuş
fî suhufim mukerrameh.
Meal (Diyanet)
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
14
مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ
Okunuş
merfû`atim mutahherah.
Meal (Diyanet)
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
15
بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ
Okunuş
bieydî seferah.
Meal (Diyanet)
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
16
كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ
Okunuş
kirâmim berarah.
Meal (Diyanet)
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
17
قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
Okunuş
kutile-l'insânu mâ ekferah.
Meal (Diyanet)
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
18
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
Okunuş
min eyyi şey'in ḫalekah.
Meal (Diyanet)
Allah onu hangi şeyden yaratmış?
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
19
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
Okunuş
min nutfeh. ḫalekahû fekadderah.
Meal (Diyanet)
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
20
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
Okunuş
ŝumme-ssebîle yesserah.
Meal (Diyanet)
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
21
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
Okunuş
ŝumme emâtehû feakberah.
Meal (Diyanet)
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
22
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
Okunuş
ŝumme iẕâ şâe enşerah.
Meal (Diyanet)
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
23
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
Okunuş
kellâ lemmâ yakdi mâ emerah.
Meal (Diyanet)
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
24
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
Okunuş
felyenżuri-l'insânu ilâ ta`âmih.
Meal (Diyanet)
İnsan, yiyeceğine bir baksın;
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
25
أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا
Okunuş
ennâ sabebne-lmâe sabbâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
26
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا
Okunuş
ŝumme şakakne-l'arda şekkâ.
Meal (Diyanet)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
27
فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا
Okunuş
feembetnâ fîhâ habbâ.
Meal (Diyanet)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
28
وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا
Okunuş
ve`inebev vekadbâ.
Meal (Diyanet)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
29
وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا
Okunuş
vezeytûnev venaḫlâ.
Meal (Diyanet)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
30
وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا
Okunuş
vehadâika ğulbâ.
Meal (Diyanet)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
31
وَفَٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا
Okunuş
vefâkihetev veebbâ.
Meal (Diyanet)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
32
مَّتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
Okunuş
metâ`al lekum velien`âmikum.
Meal (Diyanet)
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
33
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
Okunuş
feiẕâ câeti-ssâḫḫah.
Meal (Diyanet)
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
34
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
Okunuş
yevme yefirru-lmeru min eḫîh.
Meal (Diyanet)
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
35
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
Okunuş
veummihî veebîh.
Meal (Diyanet)
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
36
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
Okunuş
vesâhibetihî vebenîh.
Meal (Diyanet)
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
37
لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ
Okunuş
likulli-mriim minhum yevmeiẕin şe'nuy yuğnîh.
Meal (Diyanet)
O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
38
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ
Okunuş
vucûhuy yevmeiẕim musfirah.
Meal (Diyanet)
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
39
ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ
Okunuş
dâhiketum mustebşirah.
Meal (Diyanet)
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
40
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ
Okunuş
vevucûhuy yevmeiẕin `aleyhâ ğaberah.
Meal (Diyanet)
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
41
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
Okunuş
terhekuhâ katerah.
Meal (Diyanet)
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
سُورَةُ عَبَسَ
· Abese Suresi
42
أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
Okunuş
ulâike humu-lkeferatu-lfecerah.
Meal (Diyanet)
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ
Okunuş
iẕe-şşemsu kuvvirat.
Meal (Diyanet)
Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
2
وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ
Okunuş
veiẕe-nnucûmu-nkederat.
Meal (Diyanet)
Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
3
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ
Okunuş
veiẕe-lcibâlu suyyirat.
Meal (Diyanet)
Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
4
وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ
Okunuş
veiẕe-l`işâru `uttilet.
Meal (Diyanet)
Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
5
وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ
Okunuş
veiẕe-lvuhûşu huşirat.
Meal (Diyanet)
Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
6
وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ
Okunuş
veiẕe-lbihâru succirat.
Meal (Diyanet)
Denizler kaynaştırıldığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
7
وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ
Okunuş
veiẕe-nnufûsu zuvvicet.
Meal (Diyanet)
Canlar bedenlerle birleştirildiği zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
8
وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ
Okunuş
veiẕe-lmev'ûdetu suilet.
Meal (Diyanet)
Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
9
بِأَىِّ ذَنۢبٍۢ قُتِلَتْ
Okunuş
bieyyi ẕembin kutilet.
Meal (Diyanet)
Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
10
وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ
Okunuş
veiẕe-ssuhufu nuşirat.
Meal (Diyanet)
Amel defterleri açıldığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
11
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ
Okunuş
veiẕe-ssemâu kuşitat.
Meal (Diyanet)
Gök yerinden oynatıldığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
12
وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ
Okunuş
veiẕe-lcehîmu su``irat.
Meal (Diyanet)
Cehennem alevlendirildiği zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
13
وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ
Okunuş
veiẕe-lcennetu uzlifet.
Meal (Diyanet)
Cennet yaklaştırıldığı zaman;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
14
عَلِمَتْ نَفْسٌۭ مَّآ أَحْضَرَتْ
Okunuş
`alimet nefsum mâ ahdarat.
Meal (Diyanet)
İnsanoğlu önceden ne hazırladığını görecektir.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
15
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ
Okunuş
felâ uksimu bilḫunnes.
Meal (Diyanet)
Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
16
ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ
Okunuş
elcevâri-lkunnes.
Meal (Diyanet)
Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
17
وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ
Okunuş
velleyli iẕâ `as`as.
Meal (Diyanet)
Kararmaya başlayan geceye and olsun;
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
18
وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ
Okunuş
vessubhi iẕâ teneffes.
Meal (Diyanet)
Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
19
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍۢ كَرِيمٍۢ
Okunuş
innehû lekavlu rasûlin kerîm.
Meal (Diyanet)
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
20
ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍۢ
Okunuş
ẕî kuvvetin `inde ẕi-l`arşi mekîn.
Meal (Diyanet)
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
21
مُّطَاعٍۢ ثَمَّ أَمِينٍۢ
Okunuş
mutâ`in ŝemme emîn.
Meal (Diyanet)
Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
22
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍۢ
Okunuş
vemâ sâhibukum bimecnûn.
Meal (Diyanet)
Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
23
وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ
Okunuş
velekad raâhu bil'ufuki-lmubîn.
Meal (Diyanet)
And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
24
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍۢ
Okunuş
vemâ huve `ale-lğaybi bidanîn.
Meal (Diyanet)
Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
25
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَٰنٍۢ رَّجِيمٍۢ
Okunuş
vemâ huve bikavli şeytânir racîm.
Meal (Diyanet)
Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
26
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
Okunuş
feeyne teẕhebûn.
Meal (Diyanet)
Nereye gidiyorsunuz?
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
27
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ
Okunuş
in huve illâ ẕikrul lil`âlemîn.
Meal (Diyanet)
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
28
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ
Okunuş
limen şâe minkum ey yestekîm.
Meal (Diyanet)
Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
سُورَةُ التَّكۡوِيرِ
· Tekvir Suresi
29
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuş
vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâhu rabbu-l`âlemîn.
Meal (Diyanet)
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتْ
Okunuş
iẕe-ssemâu-nfetarat.
Meal (Diyanet)
Gök yarıldığı zaman,
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
2
وَإِذَا ٱلْكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتْ
Okunuş
veiẕe-lkevâkibu-nteŝerat.
Meal (Diyanet)
Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
3
وَإِذَا ٱلْبِحَارُ فُجِّرَتْ
Okunuş
veiẕe-lbihâru fuccirat.
Meal (Diyanet)
Denizler kaynaştığı zaman,
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
4
وَإِذَا ٱلْقُبُورُ بُعْثِرَتْ
Okunuş
veiẕe-lkubûru bu`ŝirat.
Meal (Diyanet)
Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
5
عَلِمَتْ نَفْسٌۭ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ
Okunuş
`alimet nefsum mâ kaddemet veeḫḫarat.
Meal (Diyanet)
İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
6
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلْكَرِيمِ
Okunuş
yâ eyyuhe-l'insânu mâ ğarrake birabbike-lkerîm.
Meal (Diyanet)
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
7
ٱلَّذِى خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ
Okunuş
elleẕî ḫalekake fesevvâke fe`adelek.
Meal (Diyanet)
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
8
فِىٓ أَىِّ صُورَةٍۢ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ
Okunuş
fî eyyi sûratim mâ şâe rakkebek.
Meal (Diyanet)
Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
9
كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ
Okunuş
kellâ bel tukeẕẕibûne biddîn.
Meal (Diyanet)
Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
10
وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَٰفِظِينَ
Okunuş
veinne `aleykum lehâfiżîn.
Meal (Diyanet)
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
11
كِرَامًۭا كَٰتِبِينَ
Okunuş
kirâmen kâtibîn.
Meal (Diyanet)
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
12
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ
Okunuş
ya`lemûne mâ tef`alûn.
Meal (Diyanet)
Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
13
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍۢ
Okunuş
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
Meal (Diyanet)
İyiler şüphesiz nimet içindedirler.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
14
وَإِنَّ ٱلْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍۢ
Okunuş
veinne-lfuccâra lefî cehîm.
Meal (Diyanet)
Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
15
يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ ٱلدِّينِ
Okunuş
yaslevnehâ yevme-ddîn.
Meal (Diyanet)
Din Günü oraya girerler.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
16
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ
Okunuş
vemâ hum `anhâ biğâibîn.
Meal (Diyanet)
Oradan bir daha ayrılamazlar.
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
17
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ
Okunuş
vemâ edrâke mâ yevmu-ddîn.
Meal (Diyanet)
Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin?
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
18
ثُمَّ مَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ
Okunuş
ŝumme mâ edrâke mâ yevmu-ddîn.
Meal (Diyanet)
Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin?
سُورَةُ الانفِطَارِ
· İnfitar Suresi
19
يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌۭ لِّنَفْسٍۢ شَيْـًۭٔا ۖ وَٱلْأَمْرُ يَوْمَئِذٍۢ لِّلَّهِ
Okunuş
yevme lâ temliku nefsul linefsin şey'â. vel'emru yevmeiẕil lillâh.
Meal (Diyanet)
O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ
Okunuş
veylul lilmutaffifîn.
Meal (Diyanet)
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
2
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
Okunuş
elleẕîne iẕe-ktâlû `ale-nnâsi yestevfûn.
Meal (Diyanet)
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
3
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
Okunuş
veiẕâ kâlûhum ev vezenûhum yuḫsirûn.
Meal (Diyanet)
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
4
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
Okunuş
elâ yeżunnu ulâike ennehum meb`ûŝûn.
Meal (Diyanet)
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
5
لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ
Okunuş
liyevmin `ażîm.
Meal (Diyanet)
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
6
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuş
yevme yekûmu-nnâsu lirabbi-l`âlemîn.
Meal (Diyanet)
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
7
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ
Okunuş
kellâ inne kitâbe-lfuccâri lefî siccîn.
Meal (Diyanet)
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
8
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ
Okunuş
vemâ edrâke mâ siccîn.
Meal (Diyanet)
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
9
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
Okunuş
kitâbum merkûm.
Meal (Diyanet)
O, yazılmış bir kitaptır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
10
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Okunuş
veyluy yevmeiẕil lilmukeẕẕibîn.
Meal (Diyanet)
Yalanlayanların o gün vay haline!
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
11
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Okunuş
elleẕîne yukeẕẕibûne biyevmi-ddîn.
Meal (Diyanet)
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
12
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Okunuş
vemâ yukeẕẕibu bihî illâ kullu mu`tedin eŝîm.
Meal (Diyanet)
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
13
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Okunuş
iẕâ tutlâ `aleyhi âyâtunâ kâle esâtîru-l'evvelîn.
Meal (Diyanet)
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
14
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Okunuş
kellâ bel râne `alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûn.
Meal (Diyanet)
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
15
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ
Okunuş
kellâ innehum `ar rabbihim yevmeiẕil lemahcûbûn.
Meal (Diyanet)
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
16
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
Okunuş
ŝumme innehum lesâlu-lcehîm.
Meal (Diyanet)
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
17
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Okunuş
ŝumme yukâlu hâẕe-lleẕî kuntum bihî tukeẕẕibûn.
Meal (Diyanet)
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
18
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ
Okunuş
kellâ inne kitâbe-l'ebrâri lefî `illiyyîn.
Meal (Diyanet)
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
19
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
Okunuş
vemâ edrâke mâ `illiyyûn.
Meal (Diyanet)
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
20
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
Okunuş
kitâbum merkûm.
Meal (Diyanet)
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
21
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ
Okunuş
yeşheduhu-lmukarrabûn.
Meal (Diyanet)
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
22
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
Okunuş
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
Meal (Diyanet)
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
23
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Okunuş
`ale-l'erâiki yenżurûn.
Meal (Diyanet)
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
24
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
Okunuş
ta`rifu fî vucûhihim nadrate-nne`îm.
Meal (Diyanet)
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
25
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ
Okunuş
yuskavne mir rahîkim maḫtûm.
Meal (Diyanet)
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
26
خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ
Okunuş
ḫitâmuhû misk. vefî ẕâlike felyetenâfesi-lmutenâfisûn.
Meal (Diyanet)
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
27
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ
Okunuş
vemizâcuhû min tesnîm.
Meal (Diyanet)
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
28
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ
Okunuş
`ayney yeşrabu bihe-lmukarrabûn.
Meal (Diyanet)
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
29
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
Okunuş
inne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yadhakûn.
Meal (Diyanet)
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
30
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Okunuş
veiẕâ merrû bihim yeteğâmezûn.
Meal (Diyanet)
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
31
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
Okunuş
veiẕe-nkalebû ilâ ehlihimu-nkalebû fekihîn.
Meal (Diyanet)
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
32
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
Okunuş
veiẕâ raevhum kâlû inne hâulâi ledâllûn.
Meal (Diyanet)
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
33
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ
Okunuş
vemâ ursilû `aleyhim hâfiżîn.
Meal (Diyanet)
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
34
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
Okunuş
felyevme-lleẕîne âmenû mine-lkuffâri yadhakûn.
Meal (Diyanet)
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
35
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Okunuş
`ale-l'erâiki yenżurûn.
Meal (Diyanet)
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
سُورَةُ المُطَفِّفِينَ
· Mutaffifin Suresi
36
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
Okunuş
hel ŝuvvibe-lkuffâru mâ kânû yef`alûn.
Meal (Diyanet)
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ
Okunuş
iẕe-ssemâu-nşekkat.
Meal (Diyanet)
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
2
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Okunuş
veeẕinet lirabbihâ vehukkat.
Meal (Diyanet)
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
3
وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
Okunuş
veiẕe-l'ardu muddet.
Meal (Diyanet)
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
4
وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
Okunuş
veelkat mâ fîhâ veteḫallet.
Meal (Diyanet)
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
5
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Okunuş
veeẕinet lirabbihâ vehukkat.
Meal (Diyanet)
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
6
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًۭا فَمُلَٰقِيهِ
Okunuş
yâ eyyuhe-l'insânu inneke kâdihun ilâ rabbike kedhan femulâkîh.
Meal (Diyanet)
Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
7
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
Okunuş
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.
Meal (Diyanet)
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
8
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًۭا يَسِيرًۭا
Okunuş
fesevfe yuhâsebu hisâbey yesîrâ.
Meal (Diyanet)
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
9
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًۭا
Okunuş
veyenkalibu ilâ ehlihî mesrûrâ.
Meal (Diyanet)
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
10
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
Okunuş
veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe żahrih.
Meal (Diyanet)
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
11
فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًۭا
Okunuş
fesevfe yed`û ŝubûrâ.
Meal (Diyanet)
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
12
وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
Okunuş
veyaslâ se`îrâ.
Meal (Diyanet)
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
13
إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
Okunuş
innehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.
Meal (Diyanet)
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
14
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
Okunuş
innehû żanne el ley yehûr.
Meal (Diyanet)
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
15
بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًۭا
Okunuş
belâ. inne rabbehû kâne bihî besîrâ.
Meal (Diyanet)
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
16
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
Okunuş
felâ uksimu bişşefek.
Meal (Diyanet)
Akşamın alaca karanlığına and olsun;
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
17
وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
Okunuş
velleyli vemâ veseka.
Meal (Diyanet)
Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
18
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
Okunuş
velkameri iẕe-tteseka.
Meal (Diyanet)
Dolunay halindeki aya and olsun ki:
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
19
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍۢ
Okunuş
leterkebunne tabekan `an tabak.
Meal (Diyanet)
Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
20
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Okunuş
femâ lehum lâ yu'minûn.
Meal (Diyanet)
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
21
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
Okunuş
veiẕâ kurie `aleyhimu-lkur'ânu lâ yescudûn.
Meal (Diyanet)
Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
22
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
Okunuş
beli-lleẕîne keferû yukeẕẕibûn.
Meal (Diyanet)
Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
23
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
Okunuş
vellâhu a`lemu bimâ yû`ûn.
Meal (Diyanet)
Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
24
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Okunuş
febeşşirhum bi`aẕâbin elîm.
Meal (Diyanet)
Onlara can yakıcı azabı müjde et.
سُورَةُ الانشِقَاقِ
· İnşikak Suresi
25
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
Okunuş
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ssâlihâti lehum ecrun ğayru memnûn.
Meal (Diyanet)
Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
Okunuş
vessemâi ẕâti-lburûc.
Meal (Diyanet)
İçinde burçları bulunan göğe and olsun;
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
2
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
Okunuş
velyevmi-lmev`ûd.
Meal (Diyanet)
Söz verilen kıyamet gününe and olsun;
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
3
وَشَاهِدٍۢ وَمَشْهُودٍۢ
Okunuş
veşâhidiv vemeşhûd.
Meal (Diyanet)
Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
4
قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
Okunuş
kutile ashâbu-l'uḫdûd.
Meal (Diyanet)
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
5
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
Okunuş
ennâri ẕâti-lvekûd.
Meal (Diyanet)
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
6
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۭ
Okunuş
iẕ hum `aleyhâ ku`ûd.
Meal (Diyanet)
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
7
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌۭ
Okunuş
vehum `alâ mâ yef`alûne bilmu'minîne şuhûd.
Meal (Diyanet)
Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
8
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
Okunuş
vemâ nekamû minhum illâ ey yu'minû billâhi-l`azîzi-lhamîd.
Meal (Diyanet)
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
9
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ
Okunuş
elleẕî lehû mulku-ssemâvâti vel'ard. vellâhu `alâ kulli şey'in şehîd.
Meal (Diyanet)
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
10
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
Okunuş
inne-lleẕîne fetenu-lmu'minîne velmu'minâti ŝumme lem yetûbû felehum `aẕâbu cehenneme velehum `aẕâbu-lharîk.
Meal (Diyanet)
Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
11
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
Okunuş
inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ssâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihe-l'enhâr. ẕâlike-lfevzu-lkebîr.
Meal (Diyanet)
Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
12
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
Okunuş
inne batşe rabbike leşedîd.
Meal (Diyanet)
Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
13
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
Okunuş
innehû huve yubdiu veyu`îd.
Meal (Diyanet)
Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
14
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
Okunuş
vehuve-lğafûru-lvedûd.
Meal (Diyanet)
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
15
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
Okunuş
ẕu-l`arşi-lmecîd.
Meal (Diyanet)
Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
16
فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ
Okunuş
fa``âlul limâ yurîd.
Meal (Diyanet)
Her dilediğini mutlaka yapandır.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
17
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
Okunuş
hel etâke hadîŝu-lcunûd.
Meal (Diyanet)
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
18
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
Okunuş
fir`avne veŝemûd.
Meal (Diyanet)
Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
19
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍۢ
Okunuş
beli-lleẕîne keferû fî tekẕîb.
Meal (Diyanet)
Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
20
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
Okunuş
vellâhu miv verâihim muhît.
Meal (Diyanet)
Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
21
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌۭ مَّجِيدٌۭ
Okunuş
bel huve kur'ânum mecîd.
Meal (Diyanet)
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.
سُورَةُ البُرُوجِ
· Bürûc Suresi
22
فِى لَوْحٍۢ مَّحْفُوظٍۭ
Okunuş
fî levhim mahfûż.
Meal (Diyanet)
Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Okunuş
vessemâi vettârik.
Meal (Diyanet)
Göğe ve Tarık'a and olsun;
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
2
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
Okunuş
vemâ edrâke me-ttârik.
Meal (Diyanet)
Tarık'ın ne olduğunu sen bilir misin?
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
3
ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
Okunuş
ennecmu-ŝŝâkib.
Meal (Diyanet)
O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
4
إِن كُلُّ نَفْسٍۢ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۭ
Okunuş
in kullu nefsil lemmâ `aleyhâ hâfiż.
Meal (Diyanet)
Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
5
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
Okunuş
felyenżuri-l'insânu mimme ḫulik.
Meal (Diyanet)
Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
6
خُلِقَ مِن مَّآءٍۢ دَافِقٍۢ
Okunuş
ḫulika mim mâin dâfik.
Meal (Diyanet)
O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
7
يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
Okunuş
yaḫrucu mim beyni-ssulbi vetterâib.
Meal (Diyanet)
O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
8
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌۭ
Okunuş
innehû `alâ rac`ihî lekâdir.
Meal (Diyanet)
Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
9
يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
Okunuş
yevme tuble-sserâir.
Meal (Diyanet)
Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
10
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍۢ وَلَا نَاصِرٍۢ
Okunuş
femâ lehû min kuvvetiv velâ nâsir.
Meal (Diyanet)
O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
11
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
Okunuş
vessemâi ẕâti-rrac`.
Meal (Diyanet)
Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki,
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
12
وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
Okunuş
vel'ardi ẕâti-ssad`.
Meal (Diyanet)
Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki,
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
13
إِنَّهُۥ لَقَوْلٌۭ فَصْلٌۭ
Okunuş
innehû lekavlun fasl.
Meal (Diyanet)
Doğrusu bu Kuran kesin bir sözdür.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
14
وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
Okunuş
vemâ huve bilhezl.
Meal (Diyanet)
O, eğlence için değildir.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
15
إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًۭا
Okunuş
innehum yekîdûne keydâ.
Meal (Diyanet)
Gerçekten onlar düzen kuruyorlar.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
16
وَأَكِيدُ كَيْدًۭا
Okunuş
veekîdu keydâ.
Meal (Diyanet)
Ben de bir düzen kurmaktayım.
سُورَةُ الطَّارِقِ
· Târık Suresi
17
فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
Okunuş
femehhili-lkâfirîne emhilhum ruveydâ.
Meal (Diyanet)
Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى
Okunuş
sebbihi-sme rabbike-l'a`lâ.
Meal (Diyanet)
Yüce Rabbinin adını tesbih et.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
2
ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ
Okunuş
elleẕî ḫaleka fesevvâ.
Meal (Diyanet)
O, yaratıp şekil vermiştir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
3
وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ
Okunuş
velleẕî kaddera fehedâ.
Meal (Diyanet)
O, her şeyi ölçüyle yapıp doğru yolu göstermiştir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
4
وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ
Okunuş
velleẕî aḫrace-lmer`â.
Meal (Diyanet)
O, yeşillikler bitirmiştir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
5
فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ
Okunuş
fece`alehû ğuŝâen ahvâ.
Meal (Diyanet)
Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
6
سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ
Okunuş
senukriuke felâ tensâ.
Meal (Diyanet)
Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın;
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
7
إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ
Okunuş
illâ mâ şâe-llâh. innehû ya`lemu-lcehra vemâ yaḫfâ.
Meal (Diyanet)
Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
8
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Okunuş
venuyessiruke lilyusrâ.
Meal (Diyanet)
Kolay olanı yapmayı sana kolaylaştırırız.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
9
فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ
Okunuş
feẕekkir in nefe`ati-ẕẕikrâ.
Meal (Diyanet)
Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
10
سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ
Okunuş
seyeẕẕekkeru mey yaḫşâ.
Meal (Diyanet)
Allah'tan korkan öğüt alacaktır.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
11
وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى
Okunuş
veyetecennebuhe-l'eşkâ.
Meal (Diyanet)
Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
12
ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ
Okunuş
elleẕî yasle-nnâra-lkubrâ.
Meal (Diyanet)
O, en büyük ateşe yaslanacaktır.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
13
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
Okunuş
ŝumme lâ yemûtu fîhâ velâ yahyâ.
Meal (Diyanet)
O, orada ne ölecektir ne de dirilecektir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
14
قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ
Okunuş
kad efleha men tezekkâ.
Meal (Diyanet)
Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
15
وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ
Okunuş
veẕekera-sme rabbihî fesallâ.
Meal (Diyanet)
Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
16
بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Okunuş
bel tu'ŝirûne-lhayâte-ddunyâ.
Meal (Diyanet)
Ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
17
وَٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌۭ وَأَبْقَىٰٓ
Okunuş
vel'âḫiratu ḫayruv veebkâ.
Meal (Diyanet)
Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
18
إِنَّ هَٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ
Okunuş
inne hâẕâ lefi-ssuhufi-l'ûlâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.
سُورَةُ الأَعۡلَىٰ
· A'lâ Suresi
19
صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ
Okunuş
suhufi ibrâhîme vemûsâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
Okunuş
hel etâke hadîŝu-lğâşiyeh.
Meal (Diyanet)
Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
2
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
Okunuş
vucûhuy yevmeiẕin ḫâşi`ah.
Meal (Diyanet)
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
3
عَامِلَةٌۭ نَّاصِبَةٌۭ
Okunuş
`âmiletun nâsibeh.
Meal (Diyanet)
Zor işler altında bitkin düşmüştür.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
4
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةًۭ
Okunuş
taslâ nâran hâmiyeh.
Meal (Diyanet)
Yakıcı ateşe yaslanırlar.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
5
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍۢ
Okunuş
tuskâ min `aynin âniyeh.
Meal (Diyanet)
Kızgın bir kaynaktan içirilirler.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
6
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍۢ
Okunuş
leyse lehum ta`âmun illâ min darî`.
Meal (Diyanet)
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
7
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍۢ
Okunuş
lâ yusminu velâ yuğnî min cû`.
Meal (Diyanet)
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
8
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاعِمَةٌۭ
Okunuş
vucûhuy yevmeiẕin nâ`imeh.
Meal (Diyanet)
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
9
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۭ
Okunuş
lisa`yihâ râdiyeh.
Meal (Diyanet)
Yaptıklarından hoşnuddurlar.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
10
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ
Okunuş
fî cennetin `âliyeh.
Meal (Diyanet)
Yüksek bir cennettedirler.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
11
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةًۭ
Okunuş
lâ tesme`u fîhâ lâğiyeh.
Meal (Diyanet)
Orada boş söz işitmezler.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
12
فِيهَا عَيْنٌۭ جَارِيَةٌۭ
Okunuş
fîhâ `aynun câriyeh.
Meal (Diyanet)
Orada akan kaynak vardır.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
13
فِيهَا سُرُرٌۭ مَّرْفُوعَةٌۭ
Okunuş
fîhâ sururum merfû`ah.
Meal (Diyanet)
Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
14
وَأَكْوَابٌۭ مَّوْضُوعَةٌۭ
Okunuş
veekvâbum mevdû`ah.
Meal (Diyanet)
Yerleştirilmiş kaseler,
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
15
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۭ
Okunuş
venemâriku masfûfeh.
Meal (Diyanet)
Sıra sıra yastıklar,
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
16
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
Okunuş
vezerâbiyyu mebŝûŝeh.
Meal (Diyanet)
Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
17
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
Okunuş
efelâ yenżurûne ile-l'ibili keyfe ḫulikat.
Meal (Diyanet)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
18
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
Okunuş
veile-ssemâi keyfe rufi`at.
Meal (Diyanet)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
19
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
Okunuş
veile-lcibâli keyfe nusibet.
Meal (Diyanet)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
20
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
Okunuş
veile-l'ardi keyfe sutihat.
Meal (Diyanet)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
21
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌۭ
Okunuş
feẕekkir innemâ ente muẕekkir.
Meal (Diyanet)
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
22
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
Okunuş
leste `aleyhim bimusaytir.
Meal (Diyanet)
Sen, onlara zor kullanacak değilsin.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
23
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
Okunuş
illâ men tevellâ vekefera.
Meal (Diyanet)
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
24
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
Okunuş
feyu`aẕẕibuhu-llâhu-l`aẕâbe-l'ekber.
Meal (Diyanet)
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
25
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
Okunuş
inne ileynâ iyâbehum.
Meal (Diyanet)
Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.
سُورَةُ الغَاشِيَةِ
· Gâşiye Suresi
26
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
Okunuş
ŝumme inne `aleynâ hisâbehum.
Meal (Diyanet)
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْفَجْرِ
Okunuş
velfecr.
Meal (Diyanet)
Tanyerinin ağarmasına and olsun;
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
2
وَلَيَالٍ عَشْرٍۢ
Okunuş
veleyâlin `aşr.
Meal (Diyanet)
Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun;
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
3
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
Okunuş
veşşef`i velvetr.
Meal (Diyanet)
Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun;
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
4
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
Okunuş
velleyli iẕâ yesr.
Meal (Diyanet)
Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
5
هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌۭ لِّذِى حِجْرٍ
Okunuş
hel fî ẕâlike kasemul liẕî hicr.
Meal (Diyanet)
Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
6
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
Okunuş
elem tera keyfe fe`ale rabbuke bi`âd.
Meal (Diyanet)
Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
7
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
Okunuş
irame ẕâti-l`imâd.
Meal (Diyanet)
Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
8
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ
Okunuş
elletî lem yuḫlak miŝluhâ fi-lbilâd.
Meal (Diyanet)
Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
9
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
Okunuş
veŝemûde-lleẕîne câbu-ssaḫra bilvâd.
Meal (Diyanet)
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
10
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
Okunuş
vefir`avne ẕi-l'evtâd.
Meal (Diyanet)
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
11
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
Okunuş
elleẕîne tağav fi-lbilâd.
Meal (Diyanet)
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
12
فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
Okunuş
feekŝerû fîhe-lfesâd.
Meal (Diyanet)
Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
13
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
Okunuş
fesabbe `aleyhim rabbuke sevta `aẕâb.
Meal (Diyanet)
Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
14
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
Okunuş
inne rabbeke lebilmirsâd.
Meal (Diyanet)
Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
15
فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
Okunuş
feemme-l'insânu iẕâ me-btelâhu rabbuhû feekramehû vene``amehû feyekûlu rabbî ekramen.
Meal (Diyanet)
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
16
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ
Okunuş
veemmâ iẕâ me-btelâhu fekadera `aleyhi rizkahû feyekûlu rabbî ehânen.
Meal (Diyanet)
Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
17
كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Okunuş
kellâ bel lâ tukrimûne-lyetîm.
Meal (Diyanet)
Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
18
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Okunuş
velâ tehâddûne `alâ ta`âmi-lmiskîn.
Meal (Diyanet)
Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
19
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًۭا لَّمًّۭا
Okunuş
vete'kulûne-tturâŝe eklel lemmâ.
Meal (Diyanet)
Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
20
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّۭا جَمًّۭا
Okunuş
vetuhibbûne-lmâle hubben cemmâ.
Meal (Diyanet)
Malı pek çok seviyorsunuz.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
21
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّۭا دَكًّۭا
Okunuş
kellâ iẕâ dukketi-l'ardu dekken dekkâ.
Meal (Diyanet)
Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman;
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
22
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّۭا صَفًّۭا
Okunuş
vecâe rabbuke velmeleku saffen saffâ.
Meal (Diyanet)
Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince,
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
23
وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍۢ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
Okunuş
vecîe yevmeiẕim bicehenneme yevmeiẕiy yeteẕekkeru-l'insânu veennâ lehu-ẕẕikrâ.
Meal (Diyanet)
O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne?
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
24
يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
Okunuş
yekûlu yâ leytenî kaddemtu lihayâtî.
Meal (Diyanet)
"Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
25
فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌۭ
Okunuş
feyevmeiẕil lâ yu`aẕẕibu `aẕâbehû ehad.
Meal (Diyanet)
O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
26
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌۭ
Okunuş
velâ yûŝiku veŝâkahû ehad.
Meal (Diyanet)
Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
27
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
Okunuş
yâ eyyetuhe-nnefsu-lmutmeinneh.
Meal (Diyanet)
Ey huzur içinde olan can!
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
28
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةًۭ مَّرْضِيَّةًۭ
Okunuş
irci`î ilâ rabbiki râdiyetem merdiyyeh.
Meal (Diyanet)
O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön!
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
29
فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى
Okunuş
fedḫulî fî `ibâdî.
Meal (Diyanet)
Ey can! İyi kullarımın arasına gir.
سُورَةُ الفَجۡرِ
· Fecr Suresi
30
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
Okunuş
vedḫulî cennetî.
Meal (Diyanet)
Cennetime gir.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
Okunuş
lâ uksimu bihâẕe-lbeled.
Meal (Diyanet)
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
2
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
Okunuş
veente hillum bihâẕe-lbeled.
Meal (Diyanet)
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
3
وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ
Okunuş
vevâlidiv vemâ veled.
Meal (Diyanet)
Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
4
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ
Okunuş
lekad ḫalakne-l'insâne fî kebed.
Meal (Diyanet)
İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
5
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ
Okunuş
eyahsebu el ley yakdira `aleyhi ehad.
Meal (Diyanet)
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
6
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا
Okunuş
yekûlu ehlektu mâlel lubedâ.
Meal (Diyanet)
"Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
7
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
Okunuş
eyahsebu el lem yerahû ehad.
Meal (Diyanet)
O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
8
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ
Okunuş
elem nec`al lehû `ayneyn.
Meal (Diyanet)
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
9
وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ
Okunuş
velisânev veşefeteyn.
Meal (Diyanet)
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
10
وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
Okunuş
vehedeynâhu-nnecdeyn.
Meal (Diyanet)
Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
11
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ
Okunuş
fele-ktehame-l`akabeh.
Meal (Diyanet)
Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
12
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ
Okunuş
vemâ edrâke me-l`akabeh.
Meal (Diyanet)
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
13
فَكُّ رَقَبَةٍ
Okunuş
fekku rakabeh.
Meal (Diyanet)
O geçit, bir köle ve esir azadetmek,
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
14
أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ
Okunuş
ev it`âmun fî yevmin ẕî mesğabeh.
Meal (Diyanet)
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
15
يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ
Okunuş
yetîmen ẕâ makrabeh.
Meal (Diyanet)
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
16
أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ
Okunuş
ev miskînen ẕâ metrabeh.
Meal (Diyanet)
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
17
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ
Okunuş
ŝumme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâsav bissabri vetevâsav bilmerhameh.
Meal (Diyanet)
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
18
أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
Okunuş
ulâike ashâbu-lmeymeneh.
Meal (Diyanet)
İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
19
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Okunuş
velleẕîne keferû biâyâtinâ hum ashâbu-lmeş'emeh.
Meal (Diyanet)
Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.
سُورَةُ البَلَدِ
· Beled Suresi
20
عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ
Okunuş
`aleyhim nârum mu'sadeh.
Meal (Diyanet)
Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا
Okunuş
veşşemsi veduhâhâ.
Meal (Diyanet)
Güneşe ve onun ışığına,
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
2
وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا
Okunuş
velkameri iẕâ telâhâ.
Meal (Diyanet)
Ardından gelmekte olan aya,
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
3
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا
Okunuş
vennehâri iẕâ cellâhâ.
Meal (Diyanet)
Onu ortaya koyan gündüze,
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
4
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا
Okunuş
velleyli iẕâ yağşâhâ.
Meal (Diyanet)
Onu bürüyen geceye,
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
5
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا
Okunuş
vessemâi vemâ benâhâ.
Meal (Diyanet)
Göğe ve onu yapana,
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
6
وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا
Okunuş
vel'ardi vemâ tahâhâ.
Meal (Diyanet)
Yere ve onu yayana,
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
7
وَنَفْسٍۢ وَمَا سَوَّىٰهَا
Okunuş
venefsiv vemâ sevvâhâ.
Meal (Diyanet)
Kişiye ve onu şekillendirene,
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
8
فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا
Okunuş
feelhemehâ fucûrahâ vetakvâhâ.
Meal (Diyanet)
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
9
قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا
Okunuş
kad efleha men zekkâhâ.
Meal (Diyanet)
Kendini arıtan saadete ermiştir.
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
10
وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا
Okunuş
vekad ḫâbe men dessâhâ.
Meal (Diyanet)
Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
11
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ
Okunuş
keẕẕebet ŝemûdu bitağvâhâ.
Meal (Diyanet)
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
12
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا
Okunuş
iẕi-mbe`aŝe eşkâhâ.
Meal (Diyanet)
Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
13
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَٰهَا
Okunuş
fekâle lehum rasûlu-llâhi nâkate-llâhi vesukyâhâ.
Meal (Diyanet)
Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
14
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا
Okunuş
fekeẕẕebûhu fe`akarûhâ. fedemdeme `aleyhim rabbuhum biẕembihim fesevvâhâ.
Meal (Diyanet)
Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.
سُورَةُ الشَّمۡسِ
· Şems Suresi
15
وَلَا يَخَافُ عُقْبَٰهَا
Okunuş
velâ yeḫâfu `ukbâhâ.
Meal (Diyanet)
Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ
Okunuş
velleyli iẕâ yağşâ.
Meal (Diyanet)
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
2
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
Okunuş
vennehâri iẕâ tecellâ.
Meal (Diyanet)
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
3
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
Okunuş
vemâ ḫaleka-ẕẕekera vel'unŝâ.
Meal (Diyanet)
Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
4
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ
Okunuş
inne sa`yekum leşettâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
5
فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
Okunuş
feemmâ men a`tâ vettekâ.
Meal (Diyanet)
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
6
وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ
Okunuş
vesaddeka bilhusnâ.
Meal (Diyanet)
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
7
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ
Okunuş
fesenuyessiruhû lilyusrâ.
Meal (Diyanet)
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
8
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ
Okunuş
veemmâ mem beḫile vestağnâ.
Meal (Diyanet)
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
9
وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ
Okunuş
vekeẕẕebe bilhusnâ.
Meal (Diyanet)
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
10
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ
Okunuş
fesenuyessiruhû lil`usrâ.
Meal (Diyanet)
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
11
وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
Okunuş
vemâ yuğnî `anhu mâluhû iẕâ teraddâ.
Meal (Diyanet)
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
12
إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ
Okunuş
inne `aleynâ lelhudâ.
Meal (Diyanet)
Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
13
وَإِنَّ لَنَا لَلْءَاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ
Okunuş
veinne lenâ lel'âḫirate vel'ûlâ.
Meal (Diyanet)
Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
14
فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًۭا تَلَظَّىٰ
Okunuş
feenẕertukum nâran teleżżâ.
Meal (Diyanet)
Sizi alevler saçan ateşle uyardım;
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
15
لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى
Okunuş
lâ yaslâhâ ille-l'eşkâ.
Meal (Diyanet)
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
16
ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Okunuş
elleẕî keẕẕebe vetevellâ.
Meal (Diyanet)
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
17
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى
Okunuş
veseyucennebuhe-l'etkâ.
Meal (Diyanet)
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
18
ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
Okunuş
elleẕî yu'tî mâlehû yetezekkâ.
Meal (Diyanet)
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
19
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍۢ تُجْزَىٰٓ
Okunuş
vemâ liehadin `indehû min ni`metin tuczâ.
Meal (Diyanet)
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
20
إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ
Okunuş
ille-btiğâe vechi rabbihi-l'a`lâ.
Meal (Diyanet)
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.
سُورَةُ اللَّيۡلِ
· Leyl Suresi
21
وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ
Okunuş
velesevfe yerdâ.
Meal (Diyanet)
Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır.
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلضُّحَىٰ
Okunuş
vedduhâ.
Meal (Diyanet)
Kuşluk vaktine and olsun;
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
2
وَٱلَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ
Okunuş
velleyli iẕâ secâ.
Meal (Diyanet)
Sükun erdiği zaman geceye and olsun ki,
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
3
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ
Okunuş
mâ vedde`ake rabbuke vemâ kalâ.
Meal (Diyanet)
Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı.
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
4
وَلَلْءَاخِرَةُ خَيْرٌۭ لَّكَ مِنَ ٱلْأُولَىٰ
Okunuş
velel'âḫiratu ḫayrul leke mine-l'ûlâ.
Meal (Diyanet)
Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
5
وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰٓ
Okunuş
velesevfe yu`tîke rabbuke feterdâ.
Meal (Diyanet)
Rabbin şüphesiz sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
6
أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًۭا فَـَٔاوَىٰ
Okunuş
elem yecidke yetîmen feâvâ.
Meal (Diyanet)
Seni öksüz bulup da barındırmadı mı?
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
7
وَوَجَدَكَ ضَآلًّۭا فَهَدَىٰ
Okunuş
vevecedeke dâllen fehedâ.
Meal (Diyanet)
Seni şaşırmış bulup, doğru yola eriştirmedi mi?
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
8
وَوَجَدَكَ عَآئِلًۭا فَأَغْنَىٰ
Okunuş
vevecedeke `âilen feağnâ.
Meal (Diyanet)
Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi?
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
9
فَأَمَّا ٱلْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ
Okunuş
feemme-lyetîme felâ takher.
Meal (Diyanet)
Öyleyse sakın öksüze kötü muamele etme;
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
10
وَأَمَّا ٱلسَّآئِلَ فَلَا تَنْهَرْ
Okunuş
veemme-ssâile felâ tenher.
Meal (Diyanet)
Ve sakın bir şey isteyeni azarlama;
سُورَةُ الضُّحَىٰ
· Duhâ Suresi
11
وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
Okunuş
veemmâ bini`meti rabbike fehaddiŝ.
Meal (Diyanet)
Yalnızca Rabbinin nimetini anlat.
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ
Okunuş
elem neşrah leke sadrak.
Meal (Diyanet)
Senin gönlünü açmadık mı?
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
2
وَوَضَعْنَا عَنكَ وِزْرَكَ
Okunuş
veveda`nâ `anke vizrak.
Meal (Diyanet)
Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
3
ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهْرَكَ
Okunuş
elleẕî enkada żahrak.
Meal (Diyanet)
Belini büken yükünü üzerinden almadık mı?
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
4
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ
Okunuş
verafa`nâ leke ẕikrak.
Meal (Diyanet)
Senin şanını yükseltmedik mi?
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
5
فَإِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا
Okunuş
feinne me`a-l`usri yusrâ.
Meal (Diyanet)
Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır.
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
6
إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًۭا
Okunuş
inne me`a-l`usri yusrâ.
Meal (Diyanet)
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
7
فَإِذَا فَرَغْتَ فَٱنصَبْ
Okunuş
feiẕâ ferağte fensab.
Meal (Diyanet)
Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş;
سُورَةُ الشَّرۡحِ
· İnşirâh Suresi
8
وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرْغَب
Okunuş
veilâ rabbike ferğab.
Meal (Diyanet)
Ve ümit edeceğini yalnız Rabbinden iste.
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
1
بِّسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيْتُونِ
Okunuş
vettîni vezzeytûn.
Meal (Diyanet)
İncir ve zeytine and olsun,
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
2
وَطُورِ سِينِينَ
Okunuş
vetûri sînîn.
Meal (Diyanet)
And olsun Sina dağına,
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
3
وَهَٰذَا ٱلْبَلَدِ ٱلْأَمِينِ
Okunuş
vehâẕe-lbeledi-l'emîn.
Meal (Diyanet)
And olsun bu güvenli Mekke şehrine ki:
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
4
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِىٓ أَحْسَنِ تَقْوِيمٍۢ
Okunuş
lekad ḫalakne-l'insâne fî ahseni takvîm.
Meal (Diyanet)
Biz insanı en güzel şekilde yarattık,
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
5
ثُمَّ رَدَدْنَٰهُ أَسْفَلَ سَٰفِلِينَ
Okunuş
ŝumme radednâhu esfele sâfilîn.
Meal (Diyanet)
Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık.
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
6
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۢ
Okunuş
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ssâlihâti felehum ecrun ğayru memnûn.
Meal (Diyanet)
Yalnız, inanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır.
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
7
فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِٱلدِّينِ
Okunuş
femâ yukeẕẕibuke ba`du biddîn.
Meal (Diyanet)
Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir?
سُورَةُ التِّينِ
· Tin Suresi
8
أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَحْكَمِ ٱلْحَٰكِمِينَ
Okunuş
eleyse-llâhu biahkemi-lhâkimîn.
Meal (Diyanet)
Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ
Okunuş
ikra' bismi rabbike-lleẕî ḫalek.
Meal (Diyanet)
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
2
خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ
Okunuş
ḫaleka-l'insâne min `alak.
Meal (Diyanet)
O, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
3
ٱقْرَأْ وَرَبُّكَ ٱلْأَكْرَمُ
Okunuş
ikra' verabbuke-l'ekram.
Meal (Diyanet)
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
4
ٱلَّذِى عَلَّمَ بِٱلْقَلَمِ
Okunuş
elleẕî `alleme bilkalem.
Meal (Diyanet)
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
5
عَلَّمَ ٱلْإِنسَٰنَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
Okunuş
`alleme-l'insâne mâ lem ya`lem.
Meal (Diyanet)
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
6
كَلَّآ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَيَطْغَىٰٓ
Okunuş
kellâ inne-l'insâne leyatğâ.
Meal (Diyanet)
Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
7
أَن رَّءَاهُ ٱسْتَغْنَىٰٓ
Okunuş
er raâhu-stağnâ.
Meal (Diyanet)
Ama, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
8
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجْعَىٰٓ
Okunuş
inne ilâ rabbike-rruc`â.
Meal (Diyanet)
Dönüş şüphesiz Rabbinedir.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
9
أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يَنْهَىٰ
Okunuş
era'eyte-lleẕî yenhâ.
Meal (Diyanet)
Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü?
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
10
عَبْدًا إِذَا صَلَّىٰٓ
Okunuş
`abden iẕâ sallâ.
Meal (Diyanet)
Sen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü?
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
11
أَرَءَيْتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلْهُدَىٰٓ
Okunuş
era'eyte in kâne `ale-lhudâ.
Meal (Diyanet)
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
12
أَوْ أَمَرَ بِٱلتَّقْوَىٰٓ
Okunuş
ev emera bittakvâ.
Meal (Diyanet)
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
13
أَرَءَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ
Okunuş
era'eyte in keẕẕebe vetevellâ.
Meal (Diyanet)
Söyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
14
أَلَمْ يَعْلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ
Okunuş
elem ya`lem bienne-llâhe yerâ.
Meal (Diyanet)
Allah'ın her şeyi görmekte olduğunu bilmez mi?
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
15
كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ
Okunuş
kellâ leil lem yentehi lenesfe`am binnâsiyeh.
Meal (Diyanet)
Ama bundan vazgeçmezse, and olsun ki, onu perçeminden,
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
16
نَاصِيَةٍۢ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍۢ
Okunuş
nâsiyetin kâẕibetin ḫâtieh.
Meal (Diyanet)
Yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
17
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ
Okunuş
felyed`u nâdiyeh.
Meal (Diyanet)
O zaman, kafadarlarını çağırsın,
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
18
سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ
Okunuş
sened`u-zzebâniyeh.
Meal (Diyanet)
Biz de zebanileri çağıracağız.
سُورَةُ العَلَقِ
· Alak Suresi
19
كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب ۩
Okunuş
kellâ. lâ tuti`hu vescud vakterib.
Meal (Diyanet)
Sakın ona uyma; sen secde et, Rabbine yaklaş.
سُورَةُ القَدۡرِ
· Kadir Suresi
1
بِّسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةِ ٱلْقَدْرِ
Okunuş
innâ enzelnâhu fî leyleti-lkadr.
Meal (Diyanet)
Doğrusu, Biz, Kuran'ı kadir gecesinde indirmişizdir.
سُورَةُ القَدۡرِ
· Kadir Suresi
2
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ
Okunuş
vemâ edrâke mâ leyletu-lkadr.
Meal (Diyanet)
Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
سُورَةُ القَدۡرِ
· Kadir Suresi
3
لَيْلَةُ ٱلْقَدْرِ خَيْرٌۭ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍۢ
Okunuş
leyletu-lkadri ḫayrum min elfi şehr.
Meal (Diyanet)
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.
سُورَةُ القَدۡرِ
· Kadir Suresi
4
تَنَزَّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍۢ
Okunuş
tenezzelu-lmelâiketu verrûhu fîhâ biiẕni rabbihim. min kulli emr.
Meal (Diyanet)
Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.
سُورَةُ القَدۡرِ
· Kadir Suresi
5
سَلَٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطْلَعِ ٱلْفَجْرِ
Okunuş
selâmun. hiye hattâ matle`i-lfecr.
Meal (Diyanet)
O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَمْ يَكُنِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ مُنفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ
Okunuş
lem yekuni-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi velmuşrikîne munfekkîne hattâ te'tiyehumu-lbeyyineh.
Meal (Diyanet)
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
2
رَسُولٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ يَتْلُوا۟ صُحُفًۭا مُّطَهَّرَةًۭ
Okunuş
rasûlum mine-llâhi yetlû suhufem mutahherah.
Meal (Diyanet)
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
3
فِيهَا كُتُبٌۭ قَيِّمَةٌۭ
Okunuş
fîhâ kutubun kayyimeh.
Meal (Diyanet)
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
4
وَمَا تَفَرَّقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَةُ
Okunuş
vemâ teferraka-lleẕîne ûtu-lkitâbe illâ mim ba`di mâ câethumu-lbeyyineh.
Meal (Diyanet)
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
5
وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ۚ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ
Okunuş
vemâ umirû illâ liya`budu-llâhe muḫlisîne lehu-ddîne hunefâe veyukîmu-ssalâte veyu'tu-zzekâte veẕâlike dînu-lkayyimeh.
Meal (Diyanet)
Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
6
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْمُشْرِكِينَ فِى نَارِ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ ٱلْبَرِيَّةِ
Okunuş
inne-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi velmuşrikîne fî nâri cehenneme ḫâlidîne fîhâ. ulâike hum şerru-lberiyyeh.
Meal (Diyanet)
Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkar edenler, şüphesiz içinde temelli kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte bunlar, yaratıkların en kötüsüdürler.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
7
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ ٱلْبَرِيَّةِ
Okunuş
inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ssâlihâti ulâike hum ḫayru-lberiyyeh.
Meal (Diyanet)
Fakat, inanıp yararlı iş işleyenler, işte onlar da, yaratıkların en iyileridirler.
سُورَةُ البَيِّنَةِ
· Beyyine Suresi
8
جَزَآؤُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًۭا ۖ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُۥ
Okunuş
cezâuhum `inde rabbihim cennâtu `adnin tecrî min tahtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. radiye-llâhu `anhum veradû `anh. ẕâlike limen ḫaşiye rabbeh.
Meal (Diyanet)
Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir.
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا
Okunuş
iẕâ zulzileti-l'ardu zilzâlehâ.
Meal (Diyanet)
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
2
وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا
Okunuş
veaḫraceti-l'ardu eŝkâlehâ.
Meal (Diyanet)
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
3
وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا
Okunuş
vekâle-l'insânu mâ lehâ.
Meal (Diyanet)
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: "Buna ne oluyor?" dediği zaman;
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
4
يَوْمَئِذٍۢ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا
Okunuş
yevmeiẕin tuhaddiŝu aḫbârahâ.
Meal (Diyanet)
İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
5
بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا
Okunuş
bienne rabbeke evhâ lehâ.
Meal (Diyanet)
İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır.
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
6
يَوْمَئِذٍۢ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًۭا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ
Okunuş
yevmeiẕiy yasduru-nnâsu eştâtel liyurav a`mâlehum.
Meal (Diyanet)
O gün insanlar işlerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük dönerler.
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
7
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًۭا يَرَهُۥ
Okunuş
femey ya`mel miŝkâle ẕerratin ḫayray yerah.
Meal (Diyanet)
Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür.
سُورَةُ الزَّلۡزَلَةِ
· Zilzâl Suresi
8
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ شَرًّۭا يَرَهُۥ
Okunuş
vemey ya`mel miŝkâle ẕerratin şerray yerah.
Meal (Diyanet)
Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْعَٰدِيَٰتِ ضَبْحًۭا
Okunuş
vel`âdiyâti dabhâ.
Meal (Diyanet)
And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
2
فَٱلْمُورِيَٰتِ قَدْحًۭا
Okunuş
felmûriyâti kadhâ.
Meal (Diyanet)
And olsun kıvılcımlar saçanlara;
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
3
فَٱلْمُغِيرَٰتِ صُبْحًۭا
Okunuş
felmuğîrâti subhâ.
Meal (Diyanet)
Sabah sabah akına çıkanlara;
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
4
فَأَثَرْنَ بِهِۦ نَقْعًۭا
Okunuş
feeŝerne bihî nak`â.
Meal (Diyanet)
Ve tozu dumana katanlara;
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
5
فَوَسَطْنَ بِهِۦ جَمْعًا
Okunuş
fevesatne bihî cem`â.
Meal (Diyanet)
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
6
إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌۭ
Okunuş
inne-l'insâne lirabbihî lekenûd.
Meal (Diyanet)
İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
7
وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌۭ
Okunuş
veinnehû `alâ ẕâlike leşehîd.
Meal (Diyanet)
Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
8
وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ
Okunuş
veinnehû lihubbi-lḫayri leşedîd.
Meal (Diyanet)
Gerçekten mala da pek düşkündür.
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
9
۞ أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ
Okunuş
efelâ ya`lemu iẕâ bu`ŝira mâ fi-lkubûr.
Meal (Diyanet)
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
10
وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ
Okunuş
vehussile mâ fi-ssudûr.
Meal (Diyanet)
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
سُورَةُ العَادِيَاتِ
· Âdiyât Suresi
11
إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّخَبِيرٌۢ
Okunuş
inne rabbehum bihim yevmeiẕil leḫabîr.
Meal (Diyanet)
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْقَارِعَةُ
Okunuş
elkâri`ah.
Meal (Diyanet)
Gürültü koparacak olan
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
2
مَا ٱلْقَارِعَةُ
Okunuş
me-lkâri`ah.
Meal (Diyanet)
Nedir o gürültü koparacak olan?
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
3
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ
Okunuş
vemâ edrâke me-lkâri`ah.
Meal (Diyanet)
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
4
يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ
Okunuş
yevme yekûnu-nnâsu kelferâşi-lmebŝûŝ.
Meal (Diyanet)
O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler.
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
5
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ
Okunuş
vetekûnu-lcibâlu kel`ihni-lmenfûş.
Meal (Diyanet)
Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler.
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
6
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ
Okunuş
feemmâ men ŝekulet mevâzînuh.
Meal (Diyanet)
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
7
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
Okunuş
fehuve fî `îşetir râdiyeh.
Meal (Diyanet)
Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
8
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ
Okunuş
veemmâ men ḫaffet mevâzînuh.
Meal (Diyanet)
Tartıları hafif gelenler ise,
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
9
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌۭ
Okunuş
feummuhû hâviyeh.
Meal (Diyanet)
Onların yeri bir çukurdur.
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
10
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ
Okunuş
vemâ edrâke mâ hiyeh.
Meal (Diyanet)
O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?
سُورَةُ القَارِعَةِ
· Kâria Suresi
11
نَارٌ حَامِيَةٌۢ
Okunuş
nârun hâmiyeh.
Meal (Diyanet)
O, kızgın bir ateştir.
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ أَلْهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ
Okunuş
elhâkumu-ttekâŝur.
Meal (Diyanet)
Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz.
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
2
حَتَّىٰ زُرْتُمُ ٱلْمَقَابِرَ
Okunuş
hattâ zurtumu-lmekâbir.
Meal (Diyanet)
Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz.
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
3
كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
Okunuş
kellâ sevfe ta`lemûn.
Meal (Diyanet)
Hayır; öyle olmayın; yakında bileceksiniz.
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
4
ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
Okunuş
ŝumme kellâ sevfe ta`lemûn.
Meal (Diyanet)
Hayır; gözünüzü açın; yakında bileceksiniz.
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
5
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ ٱلْيَقِينِ
Okunuş
kellâ lev ta`lemûne `ilme-lyekîn.
Meal (Diyanet)
Dikkat edin, şayet yaptığınızın sonucunu kesin olarak bir bilseniz!
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
6
لَتَرَوُنَّ ٱلْجَحِيمَ
Okunuş
leteravunne-lcehîm.
Meal (Diyanet)
And olsun ki, cehennemi göreceksiniz.
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
7
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ ٱلْيَقِينِ
Okunuş
ŝumme leteravunnehâ `ayne-lyekîn.
Meal (Diyanet)
And olsun ki, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.
سُورَةُ التَّكَاثُرِ
· Tekâsür Suresi
8
ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ
Okunuş
ŝumme letus'elunne yevmeiẕin `ani-nne`îm.
Meal (Diyanet)
Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.
سُورَةُ العَصۡرِ
· Asr Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْعَصْرِ
Okunuş
vel`asr.
Meal (Diyanet)
İkindi vaktine (Asra; çağa) and olsun ki,
سُورَةُ العَصۡرِ
· Asr Suresi
2
إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَفِى خُسْرٍ
Okunuş
inne-l'insâne lefî ḫusr.
Meal (Diyanet)
İnsan hiç şüphesiz hüsran içindedir.
سُورَةُ العَصۡرِ
· Asr Suresi
3
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْحَقِّ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ
Okunuş
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ssâlihâti vetevâsav bilhakki vetevâsav bissabr.
Meal (Diyanet)
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine gerçeği tavsiye edenler ve sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır.
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّكُلِّ هُمَزَةٍۢ لُّمَزَةٍ
Okunuş
veylul likulli humezetil lumezeh.
Meal (Diyanet)
Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline!
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
2
ٱلَّذِى جَمَعَ مَالًۭا وَعَدَّدَهُۥ
Okunuş
elleẕî ceme`a mâlev ve`addedeh.
Meal (Diyanet)
Mal toplayarak onu tekrar tekrar sayan, diliyle çekiştirip alay eden kimsenin vay haline!
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
3
يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُۥٓ أَخْلَدَهُۥ
Okunuş
yahsebu enne mâlehû aḫledeh.
Meal (Diyanet)
Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır.
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
4
كَلَّا ۖ لَيُنۢبَذَنَّ فِى ٱلْحُطَمَةِ
Okunuş
kellâ leyumbeẕenne fi-lhutameh.
Meal (Diyanet)
Hayır; o, and olsun ki, Hutame'ye atılacaktır.
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
5
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحُطَمَةُ
Okunuş
vemâ edrâke me-lhutameh.
Meal (Diyanet)
Hutame'nin ne olduğunu sen bilir misin?
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
6
نَارُ ٱللَّهِ ٱلْمُوقَدَةُ
Okunuş
nâru-llâhi-lmûkadeh.
Meal (Diyanet)
O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
7
ٱلَّتِى تَطَّلِعُ عَلَى ٱلْأَفْـِٔدَةِ
Okunuş
elletî tettali`u `ale-l'ef'ideh.
Meal (Diyanet)
O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
8
إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌۭ
Okunuş
innehâ `aleyhim mu'sadeh.
Meal (Diyanet)
Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır.
سُورَةُ الهُمَزَةِ
· Hümeze Suresi
9
فِى عَمَدٍۢ مُّمَدَّدَةٍۭ
Okunuş
fî `amedim mumeddedeh.
Meal (Diyanet)
Onlar, uzun sütunlar arasında, her yönden o ateşle kapatılmışlardır.
سُورَةُ الفِيلِ
· Fil Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصْحَٰبِ ٱلْفِيلِ
Okunuş
elem tera keyfe fe`ale rabbuke biashâbi-lfîl.
Meal (Diyanet)
Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
سُورَةُ الفِيلِ
· Fil Suresi
2
أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِى تَضْلِيلٍۢ
Okunuş
elem yec`al keydehum fî tadlîl.
Meal (Diyanet)
Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı?
سُورَةُ الفِيلِ
· Fil Suresi
3
وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ
Okunuş
veersele `aleyhim tayran ebâbîl.
Meal (Diyanet)
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.
سُورَةُ الفِيلِ
· Fil Suresi
4
تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍۢ مِّن سِجِّيلٍۢ
Okunuş
termîhim bihicâratim min siccîl.
Meal (Diyanet)
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.
سُورَةُ الفِيلِ
· Fil Suresi
5
فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍۢ مَّأْكُولٍۭ
Okunuş
fece`alehum ke`asfim me'kûl.
Meal (Diyanet)
Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.
سُورَةُ قُرَيۡشٍ
· Kureyş Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لِإِيلَٰفِ قُرَيْشٍ
Okunuş
liîlâfi kurayş.
Meal (Diyanet)
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.
سُورَةُ قُرَيۡشٍ
· Kureyş Suresi
2
إِۦلَٰفِهِمْ رِحْلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيْفِ
Okunuş
îlâfihim rihlete-şşitâi vessayf.
Meal (Diyanet)
Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.
سُورَةُ قُرَيۡشٍ
· Kureyş Suresi
3
فَلْيَعْبُدُوا۟ رَبَّ هَٰذَا ٱلْبَيْتِ
Okunuş
felya`budû rabbe hâẕe-lbeyt.
Meal (Diyanet)
Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.
سُورَةُ قُرَيۡشٍ
· Kureyş Suresi
4
ٱلَّذِىٓ أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍۢ وَءَامَنَهُم مِّنْ خَوْفٍۭ
Okunuş
elleẕî at`amehum min cû`iv veâmenehum min ḫavf.
Meal (Diyanet)
Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler.
سُورَةُ المَاعُونِ
· Mâûn Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ
Okunuş
era'eyte-lleẕî yukeẕẕibu biddîn.
Meal (Diyanet)
Dini yalan sayanı gördün mü?
سُورَةُ المَاعُونِ
· Mâûn Suresi
2
فَذَٰلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ
Okunuş
feẕâlike-lleẕî yedu``u-lyetîm.
Meal (Diyanet)
Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.
سُورَةُ المَاعُونِ
· Mâûn Suresi
3
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Okunuş
velâ yehuddu `alâ ta`âmi-lmiskîn.
Meal (Diyanet)
Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur.
سُورَةُ المَاعُونِ
· Mâûn Suresi
4
فَوَيْلٌۭ لِّلْمُصَلِّينَ
Okunuş
feveylul lilmusallîn.
Meal (Diyanet)
Vay o namaz kılanların haline ki:
سُورَةُ المَاعُونِ
· Mâûn Suresi
5
ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ
Okunuş
elleẕîne hum `an salâtihim sâhûn.
Meal (Diyanet)
Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.
سُورَةُ المَاعُونِ
· Mâûn Suresi
6
ٱلَّذِينَ هُمْ يُرَآءُونَ
Okunuş
elleẕîne hum yurâûn.
Meal (Diyanet)
Onlar gösteriş yaparlar.
سُورَةُ المَاعُونِ
· Mâûn Suresi
7
وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ
Okunuş
veyemne`ûne-lmâ`ûn.
Meal (Diyanet)
Onlar basit şeyleri dahi vermezler.
سُورَةُ الكَوۡثَرِ
· Kevser Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِنَّآ أَعْطَيْنَٰكَ ٱلْكَوْثَرَ
Okunuş
innâ a`taynâke-lkevŝer.
Meal (Diyanet)
Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir.
سُورَةُ الكَوۡثَرِ
· Kevser Suresi
2
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنْحَرْ
Okunuş
fesalli lirabbike venhar.
Meal (Diyanet)
Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
سُورَةُ الكَوۡثَرِ
· Kevser Suresi
3
إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلْأَبْتَرُ
Okunuş
inne şânieke huve-l'ebter.
Meal (Diyanet)
Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.
سُورَةُ الكَافِرُونَ
· Kâfirûn Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْكَٰفِرُونَ
Okunuş
kul yâ eyyuhe-lkâfirûn.
Meal (Diyanet)
De ki: "Ey inkarcılar!"
سُورَةُ الكَافِرُونَ
· Kâfirûn Suresi
2
لَآ أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ
Okunuş
lâ a`budu mâ ta`budûn.
Meal (Diyanet)
"Ben sizin taptıklarınıza tapmam."
سُورَةُ الكَافِرُونَ
· Kâfirûn Suresi
3
وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ
Okunuş
velâ entum `âbidûne mâ a`bud.
Meal (Diyanet)
"Benim taptığıma da sizler tapmazsınız."
سُورَةُ الكَافِرُونَ
· Kâfirûn Suresi
4
وَلَآ أَنَا۠ عَابِدٌۭ مَّا عَبَدتُّمْ
Okunuş
velâ ene `âbidum mâ `abettum.
Meal (Diyanet)
"Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim."
سُورَةُ الكَافِرُونَ
· Kâfirûn Suresi
5
وَلَآ أَنتُمْ عَٰبِدُونَ مَآ أَعْبُدُ
Okunuş
velâ entum `âbidûne mâ a`bud.
Meal (Diyanet)
"Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz."
سُورَةُ الكَافِرُونَ
· Kâfirûn Suresi
6
لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِىَ دِينِ
Okunuş
lekum dînukum veliye dîn.
Meal (Diyanet)
"Sizin dininiz size, benim dinim banadır."
سُورَةُ النَّصۡرِ
· Nasr Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا جَآءَ نَصْرُ ٱللَّهِ وَٱلْفَتْحُ
Okunuş
iẕâ câe nasru-llâhi velfeth.
Meal (Diyanet)
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.
سُورَةُ النَّصۡرِ
· Nasr Suresi
2
وَرَأَيْتَ ٱلنَّاسَ يَدْخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفْوَاجًۭا
Okunuş
veraeyte-nnâse yedḫulûne fî dîni-llâhi efvâcâ.
Meal (Diyanet)
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.
سُورَةُ النَّصۡرِ
· Nasr Suresi
3
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَٱسْتَغْفِرْهُ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ تَوَّابًۢا
Okunuş
fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh. innehû kâne tevvâbâ.
Meal (Diyanet)
Allah'ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah'ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.
سُورَةُ المَسَدِ
· Tebbet Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ تَبَّتْ يَدَآ أَبِى لَهَبٍۢ وَتَبَّ
Okunuş
tebbet yedâ ebî lehebiv vetebb.
Meal (Diyanet)
Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!
سُورَةُ المَسَدِ
· Tebbet Suresi
2
مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُ مَالُهُۥ وَمَا كَسَبَ
Okunuş
mâ ağnâ `anhu mâluhû vemâ keseb.
Meal (Diyanet)
Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi.
سُورَةُ المَسَدِ
· Tebbet Suresi
3
سَيَصْلَىٰ نَارًۭا ذَاتَ لَهَبٍۢ
Okunuş
seyaslâ nâran ẕâte leheb.
Meal (Diyanet)
Alevli ateşe yaslanacaktır.
سُورَةُ المَسَدِ
· Tebbet Suresi
4
وَٱمْرَأَتُهُۥ حَمَّالَةَ ٱلْحَطَبِ
Okunuş
vemraetuh. hammâlete-lhatab.
Meal (Diyanet)
Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.
سُورَةُ المَسَدِ
· Tebbet Suresi
5
فِى جِيدِهَا حَبْلٌۭ مِّن مَّسَدٍۭ
Okunuş
fî cîdihâ hablum mim mesed.
Meal (Diyanet)
Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır.
سُورَةُ الإِخۡلَاصِ
· İhlâs Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ
Okunuş
kul huve-llâhu ehad.
Meal (Diyanet)
De ki: O Allah bir tektir.
سُورَةُ الإِخۡلَاصِ
· İhlâs Suresi
2
ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ
Okunuş
allâhu-ssamed.
Meal (Diyanet)
Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır.
سُورَةُ الإِخۡلَاصِ
· İhlâs Suresi
3
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ
Okunuş
lem yelid velem yûled.
Meal (Diyanet)
O doğurmamış ve doğmamıştır.
سُورَةُ الإِخۡلَاصِ
· İhlâs Suresi
4
وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌۢ
Okunuş
velem yekul lehû kufuven ehad.
Meal (Diyanet)
Hiçbir şey O'na denk değildir.
سُورَةُ الفَلَقِ
· Felâk Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلْفَلَقِ
Okunuş
kul e`ûẕu birabbi-lfelek.
Meal (Diyanet)
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
سُورَةُ الفَلَقِ
· Felâk Suresi
2
مِن شَرِّ مَا خَلَقَ
Okunuş
min şerri mâ ḫalek.
Meal (Diyanet)
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
سُورَةُ الفَلَقِ
· Felâk Suresi
3
وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
Okunuş
vemin şerri ğâsikin iẕâ vekab.
Meal (Diyanet)
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
سُورَةُ الفَلَقِ
· Felâk Suresi
4
وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّٰثَٰتِ فِى ٱلْعُقَدِ
Okunuş
vemin şerri-nneffâŝâti fi-l`ukad.
Meal (Diyanet)
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
سُورَةُ الفَلَقِ
· Felâk Suresi
5
وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Okunuş
vemin şerri hâsidin iẕâ hased.
Meal (Diyanet)
De ki: "Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım."
سُورَةُ النَّاسِ
· Nâs Suresi
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ
Okunuş
kul e`ûẕu birabbi-nnâs.
Meal (Diyanet)
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
سُورَةُ النَّاسِ
· Nâs Suresi
2
مَلِكِ ٱلنَّاسِ
Okunuş
meliki-nnâs.
Meal (Diyanet)
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
سُورَةُ النَّاسِ
· Nâs Suresi
3
إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ
Okunuş
ilâhi-nnâs.
Meal (Diyanet)
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
سُورَةُ النَّاسِ
· Nâs Suresi
4
مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ
Okunuş
min şerri-lvesvâsi-lḫannâs.
Meal (Diyanet)
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
سُورَةُ النَّاسِ
· Nâs Suresi
5
ٱلَّذِى يُوَسْوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ
Okunuş
elleẕî yuvesvisu fî sudûri-nnâs.
Meal (Diyanet)
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."
سُورَةُ النَّاسِ
· Nâs Suresi
6
مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ
Okunuş
mine-lcinneti vennâs.
Meal (Diyanet)
De ki: "İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım."